Skip to content

Türkiye IT Sektöründeki İşgücü Sorunu

Yine son zamanların oldukça ilgi çekmiş konularından birisi ile ilgili blog yazmaya karar verdim. Okuduklarımız sıcak gündemle ilgili olunca, yazdıklarımız da öyle oluyor sanırım. Ayrıca bu konuyla ilgili sanırım söyleyebilecek birçok sözüm var. Bu yazıyı yazarken hem çalışan tarafında, hem işveren tarafında olumsuz algı oluşturacak herhangi bir söyleme girmemeye azami özen göstereceğim. Bu sebeple kelimelerimi olabildiğince özenli seçmeye çalışacağım. Dolayısı ile eğer alındığınız bir cümle/kelime olursa sizden ricam, iyiye yorun. Her iki tarafın da sıkıntılarını çok yakından gördüğümü/bildiğimi düşünüyorum.

Bu konuya her iki taraftan da gayet iyi bakabilecek bir örnek olduğumu düşünüyorum.

Kısaca kendimi tanıtayım; Ben Mustafa Acet. 1996 yılından beri bilgisayar ve internet teknolojileri ile ilgileniyorum. 97’de HTML ile başlayan web teknolojileri serüvenim 2002 yılında PHP’nin eşliği ile devam etti. O zamandan bu yana 10’larca farklı projeye dahil olmam/geliştirmem sebebi ile PHP/Mysql konularında uzmanlaştığımı söyleyebilirim.

2003 yılında freelance web siteleri tasarlamaya başladım. Sonrasında 2004 yılında ilk girişimim olan MNBSoft’u kurdum. Firmanın ismini sonrasında Circus Interactive olarak değiştirdim. Firma kurdum diyince lütfen bir çok çalışanın bulunduğu bir ofis hayal etmeyin. Freelance dönemden tek farkı fatura kesebiliyor olmamdı.

Bugüne kadar İndirdik.com dahil olmak üzere Circus Interactive’in geliştirdiği tüm projelerin yazılım geliştirme süreçlerinde bifiil bulundum, kod yazdım.

Gelelim konumuza; Türkiye IT sektöründeki işgücü sorununa, yani dananın kuyruğunun koptuğu noktaya. Durum nedir, sorun nedir anlamaya çalışalım.

Bu sorunu hem yazılımcı hem de işveren gözüyle tanımlamam gerekirse tam olarak şu cümleyi kurabilirim; “Türkiye’de IT sektöründe yaşanan sıkıntı tam olarak mesleki tatminsizlikdir.”

Şimdi konuyu irdelemeye başlayabiliriz. Öncelikle Türkiye’deki tabloyu ortaya koymak gerekiyor. Bu cümlemden alınanlar olabilir ama gerçekten bunu açıkça söylemem gerek; Türkiye’de gerçekten Uzman Geliştiriciler’in sayısı oldukça az. Gerçekten az. Bunun sebebinin Türkiye’deki ücretlerin düşük olması, dolayısı ile uzman geliştiricilerin yurtdışına çalışmayı tercih ettiği şekliyle yorumlayabilirsiniz. Haklısınız. Daha doğrusu haklıydınız.

Vakti zamanında aynen böyle oldu. Türkiye piyasasındaki ücretler çok düşüktü. İş kalitesi yerlerdeydi. 2006-2007’ye kadar durumun bu şekilde olduğunu yorumsuz kabul ederim. Ancak 2007’den sonra bu durum değişmeye başladı. Türkiye’deki IT sektörü ciddi bir mutasyona uğradı. Geliştirilen projelerin kalitesi ve sayısı hızla arttı. Piyasa hareketledi, ücretler hızla yükseldi. Ama gelin görün ki artık Türkiye’de Uzman geliştirici neredeyse kalmamıştı. Şu sıralar da bu işgücü açığı zirveye ulaşmış durumda.

Şu an Türkiye’de geliştirilen dünya standartlarında yüzlerce proje/ IT şirketi var. Ve bunlar gerçekten ciddi hacimler yakalamış durumda. IT uzmanlarına ihtiyaç hat safhada.

Madem durum bu şekilde yazılım geliştiriciler neden iş bulamıyor?

Aslında bu sorunun cevabı yukarıda mevcut. Türkiye’de gerçekten uzman geliştirici sayısı çok az. Webrazzi’de yapılan ankette de bunu açıkça gördük. Ankete katılanların %81’lik kısmı kendini Senior ve üstü olarak tanımlamış. Kusura bakmayın, yok öyle birşey. Bunu yazılımcı tarafımla söylüyorum. Ve bu söylemim sizi rahatsız ettiği kadar benim için de rahatsızlık verici. Bundan 2 sene öncesine kadar uzman geliştirici olduğumu söyleyebilirdim. Ancak itiraf etmeliyim 2 senedir aktif geliştirme yapmadığım için şu an oldukça yetersiz bir yazılımcı olduğumu da söyleyebilirim.

“IT direktörü Aranıyor”, “Art direktör Aranıyor” gibi ilanları görmüşsünüzdür. Ve eminim “Hooop… Bu adamlar süper insanı arıyorlar. Ondan da anlasın, bundan da anlasın, olmaz böyle…” diye yorum yapmışsınızdır. Ben de yaptım. Aslına bakarsanız hala bazı ilanlar da yapıyorum. Şimdi bir çok kişinin muhtemelen kızacağı birşey söyleyeceğim. İşte Uzman Yazılım Gelişirici diye anılan kişiler o süper insanlar.

Bir yazılım geliştiricinin alanıyla temasta olan tüm teknolojiler hakkında en azından bilgi sahibi, hatta hakim olması gerekiyor. Yani PHP/Mysql bilmekle bitmiyor. HTML/CSS hakkında fikri olmayan, jQuery’i kurcalamamış, mod_rewrite nedir bilmeyen, mysql’e restart atamayan, kuyruktaki sorguları listeleyemeyen, SSH konsolunun neye benzediğini bilmeyen, nesnel programlama yapmayan, en azından 1 framework’u parmağında oynatamayan, SCM nedir bilmeyen Uzman Yazılım Geliştirici olur mu Allah aşkına?

Şimdi yukarıda yazdıklarımı bir ilanda sıralanmış hayal edin. Demin söylediğim tepkinin verilmemesine imkan yok gibi gözüküyor. Ama durum öyle değil; eğer siz PHP/Mysql alanında uzman olduğunuzu iddia ediyorsanız yazdıklarımın bir kısmı hakkında fikir sahibi olunması, ancak çoğuna hakim olunması beklenir.

Tabi şöyle de bir durum var; Eğer yukarıda yazılanların altında bir de Flash&Photoshop’a hakim, Action script bilen, Java teknolojilerine hakim gibi maddelerden birini görürseniz o ilandan koşarak uzaklaşın elbette. İstediğiniz tepkiyi vermekte de sonuna kadar haklısınız 🙂

Artık Uzman Geliştirici olmak eskisi gibi değil. Bir çok yeni teknoloji hızla gelişti ve aktif olarak piyasada kullanılmaya başlandı. Eskiden PHP/Mysql bilmek yeterliyken, şimdi bir PHP/Mysql uzmanının yukarıdaki konulara hakim olması şart. Yurtdışındaki maaşlardan dem vuranlar için söylüyorum; Sizce Google’daki/Facebook’taki bir geliştirmeci bunları bilmiyor olabilir mi?

Yazılım geliştiriciliği ile ilgili tek birşey söyleyebilirim. Yazılım geliştiriciliği bir meslek değildir. Çok klişe olacak ama; Bir yaşam tarzıdır. Çünkü o kadar hızlı gelişen bir sektörü takip edebilmek sadece mesai saatleri dahilinde mümkün değildir. Dolayısı ile bir sertifika ile veya diploma ile Uzman Yazılım Geliştirici olamazsınız. Tanıdığım tüm Uzman Yazılımcılar eve gider gitmez ayak baş parmağı ile bilgisayarı açıp, akşam yemeğini bilgisayar başında yiyorlar. Ve inanın çok iyi kazanıyorlar. Bir yazılım geliştiricinin sadece mesai saatlerinde iş yapması kendi ayağına sıkmasıdır. 2 sene içerisinde piyasanın o kişiye göstereceği ilgi yerini bile unuttuğunuz üstü toz tutmuş kaset çalara gösterdiğiniz ilgiye kadar iner.

Uzman olmayan yazılım geliştiricilerin piyasada yaşadığı sıkıntıyı yukarıda anlattım. Şimdi Uzman Yazılım Geliştiricilerin yaşadığı sıkıntılar nelerdir, yani işverenin hataları nelerdir ona gelelim. 

Uzman yazılım geliştiricinin Türkiye’de de, yurtdışında da iş bulması şu anki dönem için oldukça rahat. İstediği ücreti hem Türkiye’de, hem yurtdışında rahatlıkla alır. Hatta Türkiye’de daha fazla ücret alması yüksek ihtimal.

Ancak işverenlerin bilmesi gereken çok önemli birşey var. Daha önce de söylediğim gibi yazılım geliştiricilik bir meslek değildir. Bir hayat tarzıdır. Dolayısı ile verdiğiniz ücret ne olursa olsun, daha fazlası yazılımcının her zaman hakkıdır. Ancak sunduğunuz olanaklar yüksek bir ücretten fazlası olmalıdır. Bir kere geliştirici mesleki tatminsizlik yaşamamalıdır. Uzman bir geliştirici mesleki olarak yaptığı işten tatmin olmuyorsa, o kişiyi ücretle ne tutabilirsiniz ne de verim alabilirsiniz. Geliştirilen iş/iş ortamı, geliştirici hangi uzmanlık seviyesinde olursa olsun, geliştiricinin yeni birşeyler öğrenmesini sağlamalıdır. İşveren’in yazılım geliştiriciliğinin mesai saatleri dışında da devam ettiğini bilmesi gerekir, buna fırsat tanımalıdır. Bu söylemi işe geç gelmek, evden iş yapmak olarak algılamayın. İşverenin, geliştiriciye kendini geliştirmesi için gerekli vakti, enerjiyi geliştiricide bırakması lazım. Uzman bir yazılımcı kendini geliştiremediğini farkettiği noktada ücretten bağımsız olarak çalışma ortamından soğur, uzaklaşır, verimsizleşir.

Tekrar ediyorum; üst paragrafta yazdıklarım mesai saatlerinin esnekliği olarak algılanmamalı. Mesai saatlerinin esnekliği sunulabilecek opsiyonlardan biridir, ki kişisel olarak çok da mantıklı bulmadığımı belirtmek isterim. Belli bir ölçek üzerindeki işler tek kişi tarafından değil, yazılım ekibi tarafından geliştirilir. Dolayısı ile direktörünüzün veya ekip arkadaşınız size birşey sorması gerektiğinde sizi masanızda bulması önemlidir. Uzaktan bağlantı teknolojileri ile bu durumun aşılabileceği iddia edilebilir. Ancak benim kişisel tercihim ekibin somut olarak bir arada olması yönünde. Evden çalışmak yerine ofis ortamını ev rahatlığına kavuşturmak daha mantıklı bir çözümdür.

Yani özet olarak işveren’in IT işgücüne sağlaması gerekenler ücretten ötedir. Dolgun ücretler yapılan bu işin zaten hakkıdır ve şu an piyasa bu ücretleri zaten Uzman Geliştiricilere sağlamaktadır.

Bu uzun yazıyı bir sonuca bağlamak gerekirse; Türkiye’de ne yazık ki Uzman geliştirici yetersizliği bir gerçektir. Ancak işverenler de işin doğasını, tabiatını bilerek hareket etmeli, dolgun ücretlerin yanı sıra diğer motivasyon araçlarını da etkin bir şekilde geliştiricilere sağlamalıdır.

Son olarak; yazımın herhangi bir kısmında istemeyerek de olsa sizin için rahatsız edici bir söyleme girdiysem özür dilerim. Hatırlatmak isterim ki benim de hala bir tarafım yazılımcı. Yaşanılan sıkıntıları çok iyi bildiğimi düşünüyorum. Umarım keyifli bir yazı olmuştur.

Görüşmek üzere…

Categories: Genel.

Comment Feed

No Responses (yet)



Some HTML is OK

or, reply to this post via trackback.