Skip to content

Sen hiç deve güreşi seyrettin mi?

Sabahtan beri bir yazı sosyal medyada önüme düşüyor. Başlığından her zamanki bir konu olduğunu anlıyorum ve okumama konusunda direniyorum. Ancak tam yatacak iken bağlantıya tıklıyorum ve sonuna kadar okuyorum. Konu bayat, yazanlar vasat… Haftada bir tekrar edilen, anlatan takdir edilen, tekerlemeyi okuyor yine birisi; “Bu millet, kültür sanattan uzak yaşıyor!”

“İyiliğinizi istiyorum” der gibi, “yahu neden böyle yapıyorsunuz” şirinliğinde, 3-5 rakamla alakasızca ilişkilendirilmiş, yine bıyık altından toplumu aşağılama metni.

Saat 02:03 itibari ile yatağımdan kalkıyorum ve bu yazıyı yazmaya başlıyorum.

Buyrun okuyun, sonra devam edelim: http://hafifmuzik.org/festival/hayatinda-hic-konsere-gitmemis-se/

Öncelikle peşinen söyleyeyim, yazdıklarımın anlaşılmasını beklemediğim gibi, karşı düşüncedekileri ikna etmek gibi bir kaygı içerisinde de değilim…

Alakasız gibi olacak ama aslında tüm mesele şu; Çalıntı hayatlar yaşıyorsunuz… Yazdığın yazıdaki durumların sana garip gelmesinin sebebi tamamen bu.

Şimdi arkadaşım, öncelikle açıkça söyleyeyim; ben bu coğrafya insanının 2 haftada bir “Farkındalığın ne kadar da yüksek” densin diye yazılmış yazılarla, uyduruk bakış açılarıyla aşağılanmasından sıkıldım. Yok sinemaya gidilmiyor, baleyi bilmiyor, bırak konsere gitmeyi, müzik bile dinlemiyor cümleleri anca senin çalıntı hayatını anlatır, bu toprakların insanlarından birşey eksiltmez. Sen senelerce kendine ait olmayan ürünlerin ve kültürlerin sana pazarlanmasına maruz kalmış olabilirsin ve tüm bu “seni ayrıcalıklı kıldığını düşündüğün” broşları yakana takabilirsin. Bu senin tercihindir, saygı duyarım. Ama kalkıp da “araba alacak paran var da sinemaya gidicek mi yok. Bari belediye konserine git” dersen sana en yalın haliyle “Sana ne?” derim…

Gün geçmiyor ki, birileri kişisel prim peşimde bu coğrafranın insanına gömmesin. 3-4 hafta önce Tamer Karadağlı, şimdi ise bu arkadaşımız. İyi niyetli gibi, samimi gibi ama bence Tamer’in söyleminden daha sıkıntılı… Yazı içerisinde geçen “Bunun parayla ilgisi yok” vurguları, sevimli gibi ama baştan aşağı algı spekülasyonu…  Aslına bakarsanız amaç topluma gömmek de değil, “dur bişeler yazayım da, entellektüel duruşumu perçinleyeyim” yazısı…

Yazan arkadaş için çok tuhaf geliyor insanın evinin arabasının olması ancak tiyatroya, baleye, konsere gitmemesi. Evet sana tuhaf geliyor çünkü çalıntı bir hayat yaşıyorsun. Çevrendeki her daim pazarlama faaliyetleri sayesinde sürekli uyarılıyorsun ve önceliklerin değiştiriliyor. Mesela Zara’dan, Lacoste’tan giyiniyorsun ancak işe belediye otobüsüyle gidiyorsun. İşyerinde veya starbuck’s ta hayal ettiğin hayatlardan bir kaç saat çalıp, eve gönüş yolunda akbil basıp ciddi bir travma yaşıyorsun. Kendine yabancılaşıyor ve farkında olmadan hızla yozlaşıyorsun… Zaten bu tüketim alışkanlıklarına bulaştığın için artık sahip olabileceğin sadece bir kaç saatlik çalıntı kareler olacak.

Çok rahatsız edici bir söylem gibi gelebilir; Türkiye’de her toplu taşıma kullandığımda, bunun dünyadaki hiç bir insana layık olmadığını düşünüyorum. Yolculuk boyunca insanlara bakıp bunu toplu olarak kendimize nasıl layık görüyoruz, bunu nasıl kabul ediyoruz anlamaya çalışıyorum. Çok merak ediyorum, bale izlemeye metrobüsle mi gidiyorsun? Bu şartlar altında izlediğin tiyatrodan keyif alıyor musun? Üzgünüm arkadaşım, çalıntı hayatlar yaşıyorsun… Reklamlardan, hollywood filmlerinden kareler çalıyorsun…

Dolayısı ile araba alıp sinemaya gitmeyen bir adamı ben kendisine saygı duyan insan, sen ise kültür faaliyetlerine olan eğilimi eksik insan olarak değerlendiriyorsun. Kültür faaliyetleri dediğin şeylerin de birisi bu topraklara ait olsa içim yanmayacak. Senelerdir sana, “seçkin insan” olmanın gereksinimleri olarak sunulmuş, pazarlanmış aktiviteler… Cebindeki iPhone’dan farkı yok yani.

Birileri kendine saygı duyduğu için bütçelerini farklı değerlendirmiş diye, sana pazarlanmış ürünlere itibar etmemiş diye milleti yaftalıyorsun.

Mesela merak ediyorum; Sen en son ne zaman cirit izledin? Halk oyunu izleyeli veya oynayalı ne kadar oldu? Veya ne zaman kırkpınar yağlı güreşlerine katıldın? Hiç deve güreşi izledin mi mesela? Aşık atışmalarından hangisini çok seversin? Hangi Ozan’ın konserine gittin mesela? Belediyelerde bir sürü Türkücü bedava konser veriyor bari ona git, eve dönerken biraz tebessüm edersin, birilerine anlatacak birşeyin olur?

Senin tercih ettiğin aktivitelere insanların katılmaması seni neden bu kadar rahatsız ediyor? İnsanların tüketim alışkanlıkları senin gibi değil diye neden bu kadar rahatsız oluyorsun? İnsanlar sana yukarıda saydığım aktivitelere katılmadığın için seni sosyal sınıf olarak farklı konumlandırıyor mu? Veya insanlar yukarıda saydıklarım da dahil herhangi bir aktiviteye katılmak zorunda mı? Katılması ne katar, katılmaması ne eksiltir, açıklayabilir misin lütfen?

İnsanların Türkiye’deki toplu taşımayı kendisine layık bulmayıp araba alması, insanların kendisine saygı duyduğunu göstermez mi? Veya başını sokacağı evi, herşeyden öncelikli değerlendirmesi, bu insanlardan hangi vasfı eksiltir?

Bale nedir allah aşkına yahu? Nasıl bir kafayla insanlara baleye gitmemelerine laf edebiliyorsun? Bunu neden sadece gelir durumu ile bağdaştırıyorsun? Kendisine ait bir aktivite olarak görmüyor olamaz mı? Veya öncelikleri farklı olamaz mı? İzlediğin reklamlardan, filmlerden zihnine nüfuz etmiş detaylar, (yani sana aşılanmış tüketim alışkanlıkları) başkaları üzerinde aynı etkiyi göstermemiş olamazlar mı? Bu aktivitelerin de bir ürün olduğunu bu yaşına kadar fark edemedin mi? İnsanlara nutella yemedikleri için de kızar mısın?

Bak mesela; Ben bu ülkede klasik jazz dinliyorum diyen bir sürü insan tanıdım arkadaşım.

– “Müzisyen misin?” dedim.
– “Hayır ama iyi bir dinleyiciyim” dedi.

Klasik jazz dediğin; müzisyen değilsen, en az bir enstrümanı sağlam çalmıyorsan, köpek bağlasan 5 dakikadan fazla dinleyemez arkadaşım.

Yani demem şu ki; duruş,poz kaygılı zihinler, ne yazık ki gerçek entellektüel zihinler değil.
Senelerin pazarlama faaliyetleri zihinleri bi hayli bozdu. Entellektüel bir duruş için, gereksinimler listesi sunuldu. E tabi siz de bir sürü para harcadınız, e bari 2 satır yazı yazayım da hazzını yaşayayım diyorsunuz. Haklısınız vallahi ne diyeyim…

Ama senden ricam şu milletin yakasını bırak. Bozulmamış zihniyetler, kendisi için en doğru kararı veriyor. Etkinliğine de katılıyor, kültürünü de yaşıyor. Bırak kaygısı sana düşmesin. Bedava konserler de sana kalsın…

Sen dinle Jazz müziğini, bak whiplash diye bi film var çok güzel. Onu da izle, jazz müzikle alakalı diye anlatırsın sağda solda.

Ama filmde çalanlar hep funk sound’lar kardeşim bilgin olsun…
Gerçi çevrendekiler anlamaz, bi tiyatro çevirirsiniz işte “Körler sağırlar, birbirini ağırlar” diye…

Categories: Genel.

Comment Feed

No Responses (yet)



Some HTML is OK

or, reply to this post via trackback.