Skip to content

Haklısın!

Haklısın demenin müthiş rahatlığından bahsetmek istiyorum bu blogta.

Giyim kuşamın bir yeterlilik ölçütü olarak değerlendirildiği bir ülkede yaşıyor olmak hepimiz için sıkıntılı bir durum sanırım. Özellikle IT dünyası için tarihin ötesinden gelen bir sorun. Hala bazı firmaların yazılımcı, tasarımcı ekibine bile takım elbise giyinme zorunluluğu uyguladığını duyuyor olmak şok edici. Neyseki son zamanlarda işini gerçekten iyi yapan bilişim firmaları bu konuyu sadece yazılım/tasarım departmanı için değil, tüm ekibi için bir değerlendirme ölçütü olmaktan çıkardı.

Bizim firmamızda da giyim kuşamla ilgili bir zorunluluk bulunmuyor. Hatta aramıza yeni katılan ekip arkadaşlarımızın bu konu ile ilgili sorularını kırmızı bağcıklı ayakkabılarımı göstererek yanıtlıyorum. Beni yakından tanıyanlar bilir, kırmızı bağcıklı ayakkabılarımı çok severim. Ayrıca hayatımın dönüm noktası olan bir çok önemli toplantıya da şortla katıldım. Yaz aylarında haftanın en az 3-4 günü şort giyerim. Hele bu yaz gibi ultra sıcak yazlarda kendimize eziyet etmenin alemi yok.

Giyim/kuşam ile başladık ancak asıl konu bu değil.

Asıl konu; Birşeyle ilgili herkesin aynı şeyi söylüyor olması, söylenen şeyin doğru olduğu anlamına gelmez. Hatta söylenen şey büyük ihtimalle yanlıştır. Çoğunluğun söylediği şeyler doğru ise, neden bu kadar az başarılı insan var?

Üniversite yıllarımda babamın istanbul’a beni ziyarete geldiğinde söylediği birşeyi hatırlıyorum. Babam İTÜ’yü kazanmış ancak maddi yetersizlikler sebebiyle şehrindeki üniversitede okumuş olduğundan, YTÜ’de okuyor olmam onun için büyük gururdu. Bir şirketim olduğundan, dersleri ziyadesiyle aksattığımdan habersiz, okulun bahçesinde oturduğumuz bir gün, üzerimdeki salaş kıyafetlere baktı ve şöyle dedi; “Senin yerinde olsam her sabah takımımı giyer, elime bond çantamı alır okuluma jilet gibi gelirdim”. Kendimi o halde okulda hayal ettim, tebessüm etmemek için kendimi zor tutarak “Haklısın, öyle yapmak lazım” dedim 🙂

Böyle bir cevap vermem babamı da şaşırttı. Hiç beklemiyordu, kafası karıştı ancak söylediklerini onayladığım için konuyu uzatması yerli olmayacaktı.

O cevabı verirken saniyeler içinde hayatla ilgili bir karar da aldım. İnsanlara birşeyler anlatmak büyük vakit kaybı ve hayat vakit kaybedecek kadar uzun değil. Kendi doğrularını uygula, etrafındaki herkes yaptığının yanlış olduğunu söylese bile “Haklısın” de, yoluna devam et.

Sonuç olarak; etrafınızdaki büyük kalabalık, tüm sosyal çevreniz hatta aileniz yaptığınız şeyin yanlış olduğunu söylese dahi, siz yaptığınızın doğru olduğunu düşünüyorsanız sorun yok. Yapmaya devam edin. Kimseye de kendinizi anlatmaya, karşınızdakini ikna etmeye çalışmayın. Anlamayacaklar. Anlamayacakları gibi ikna çabaları sizin için tam bir zaman kaybı olacak. En kötüsü belki de bu süreç vazgeçmenize sebep olacak.

Yaptığınız şeyde başarısız olsanız dahi, yıllar sonra etrafınızdakiler “Ben sana söylemiştim” dediklerinde, sadece bir hece değiştireceksiniz -Haklıymışsın- ve elinizde harika bir tecrübe ile hayatınıza devam edeceksiniz. Bu noktada başarının tanımı da tartışılabilir. Siz iyi bir tecrübe edinmeyi başarmış olacaksınız. Onlar hala aynı noktada, bir adım öndesiniz. Çok önemli bir adım.

Fikirlerinizle veya yapmayı planladığınız şeylerle ilgili çevrenizdeki insanların ne söylediğine aldırış etmeyin. Hatta herkesin yaptığınızın yanlış olduğunu söylemesi, çok doğru birşey yaptığınıza işaret edebilir.

Aslında sizin haklı olduğunuz çok sonra anlaşılabilir. Anlaşılması fazla zaman alabilir. Aynı aşağıdaki resimde olduğu gibi;

Dediğim gibi herkesin yanlış yaptığınızı söylüyor olması, çok doğru birşey yaptığınıza işaret edebilir.

Hayatınızla ilgili kararlara olabildiğince bencil olun arkadaşlar. Canınız ne yapmak istiyorsa onu yapın. En azından belki yıllar sonra birileri kalabalık bir fotoğrafın içerisinde sizi çember içerisine almaya değer bulur.

Görüşmek üzere…

 

Categories: Genel.

Comment Feed

One Response



Some HTML is OK

or, reply to this post via trackback.

Continuing the Discussion

  1. […] adlandırdığı şeyi “Tecrübe” olarak adlandırmasıdır. Bu konu ile ilgili “Haklısın!” başlıklı bloğumda da yazmıştım, okumayanlar bi gözden geçirebilir […]