Skip to content

GSEA – Üniversiteli Girişimci Yarışmasına Günler Kala

Geçen sene benim de katılıp New York’ta Türkiye’yi temsil etme şansı yakaladığım üniversiteli girişimci yarışmasının başvuruları başlamış. Hatta 30 eylül son başvuru tarihi. Hem buradan ilgili arkadaşlara yarışma hakkında bilgilendirme yapmış olayım, hem de geçen sene yaşadığım tecrübeyi  paylaşayım istedim.

Herşeyden önce henüz başvurunuzu yapmadıysanız şiddetle hemen yapmanızı tavsiye ediyorum. Yarışmaya katılma koşulları oldukça net. Aslında 2 ana kural var üniversiteli ve girişimci olmalısınız.

Yarışmaya başvurmak için buradaki formu dolduruyorsunuz. Daha sonrasında başvurunuzun organizasyon ekibine ulaştığına dair bir e-posta alıyorsunuz. Ardından ekip sizden kısa özgeçmiş ve girişimcilik hikayenizi talep edecek. Hepsi bu kadar.

Gelelim bu yarışmanın katılımcılara sağladıklarına. Geçen sene yaşadığım tecrübeyi birinci ağızdan paylaşayım.

Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine yarışmaya başvurmaya karar verdim. Doğrusunu söylemek gerekirse pek de sonuç alabileceğimi düşünmüyordum. Ancak yarışma web sitesini incelediğimde Jüri ekibinin gerçekten muazzam olduğunu gördüm. Finale kalan 10 kişinin listedeki jüriye sunum yapacağı yazıyordu. Jürideki kişilerle tanışmak bile benim için harika bir sonuç olur diye düşündüğümü hatırlıyorum.

Geçen seneki Jüride; Ali Sabancı, Faruk Eczacıbaşı, Süreyya Ciliv, Ziya Akkurt gibi isimler vardı. (Bu arada; Az önce bu seneki jüri ekibini kontrol ettim ve aynı isimlere ilave olarak oldukça önemli isimlerin de eklendiğini gördüm.) Jüri listesini görünce en azından ilk 10’a kalırsam jüri ile tanışmış olurum fikriyle başvuru formunu doldurdum.

Sanıyorum başvurumu yapmamın üzerinden 1-2 gün geçmişti ki organizasyondan mail aldım. Özgeçmişim, girişimcilik hikayem ve şirketimin durumu soruluyordu. Hepsini hazırladım ve gönderdim. Nasıl bir formatta hazırlamam gerektiği konusunun kafamı oldukça kurcaladığını hatırlıyorum. Özgeçmişimi ve hikayemi bildiğiniz Word dökümanına yazdım, şirket ile ilgili bilgileri ve bir takım belgeleri de e-posta’ya ekledim ve cevap olarak gönderdim. Yani burada istenen bilgiler gözünüzü korkutmasın, hazırlamak oldukça kolay.

Bir gün ofiste otururken ve yarışmaya başvurduğum tamamen aklımdan çıkmışken telefonum çaldı. Organizasyondan aranıyorudum; Finale kaldığım, final sunumunun tarihi ve Trump Towers’da olacağı söylendi. İnanılmaz mutlu olduğumu hatırlıyorum. Bu profildeki jüri ekibi ile tanışmak gerçekten heyecan vericiydi. Bir çok konferansta, panelde konuşmacı olarak bulundum ancak karşımda Türkiye’nin en büyük şirketlerinin CEO/Genel müdürlerinin olacağını düşünmek insanı ayrıca heyecanlandırıyor 🙂

Final sunumları için Trump Towers’a gittiğimde organizasyonun tahmin ettiğimden daha profesyonel bir organizasyon olduğunu anladım. Oldukça şık/profesyonel hazırlanmış bir sunum ortamı vardı. Diğer 9 finalistle tanıştım. Sunum öncesi yarım saat kadar sohbet etme şansı bulduk ve kısmen heycanımı aldığını söyleyebilirim. Ardından sunumlar başladı ve jürinin karşısına çıktım. Bu noktada hemen bu seneki katılımcılara önerilerimi, sunum sırasında dikkat etmeleri gereken şeyleri sıralayayım.

  • Heyecanlanmayın gibi bir uyarı yapmayacağım. Çünkü o ekibin karşısında heyecanlanmamak pek söz konusu değil. Heyecanınızı kontrol etmeye çalışın.
  • Sunumunuzu sıkıcı olacak kadar uzun tutmayın. Önemli, dikkat çekici detayları paylaşın.
  • Ben jüriye herhangi bir döküman dağıtmadım, ancak siz dağıtmayı tercih ediyorsanız şahsen 1 sayfayı geçmesini tavsiye etmem. Jürinin dikkatinin sizde olması bence daha önemli.
  • Hikayenizi samimi bir şekilde anlatın, başarısızlıklarınızı da, başardıklarınız arasında saymaktan çekinmeyin.
  • Karşınızdakilerin profesyoneller olduğunu unutmayın, yanlış bilgi vermeyin.
  • Soru/Cevap kısmı için hazırlanın. Ne sorulabileceğini önceden düşünüp, cevaplarınızı hazırlayın. Açıkçası ben bu kısım için biraz kondisyonluydum. Üniversite’deki konferanslarımın oldukça faydası oldu. Sağolsunlar konferanslarda sorulması muhtemel tüm sorular soruluyor 🙂

Evet, benim sunumum tam da yukarıdaki verdiğim bilgiler dahilinde bir sunumdu. Sunumumun ardından 1 kasım’da Ritz Carlton’daki final gecesini beklemeye başladım.

Final gecesi tam anlamıyla müthişti. Oldukça seçkin kişilerin katıldığı yaklaşık 150-200 kişilik bir davet olduğunu hatırlıyorum. Tüm jüri ekibinin yanı sıra, Türkiye’nin önde gelen şirketlerinin CEO’ları, medya dünyasından bir çok kişi gecedeydi. Bu müthiş gecenin sonunda kazanan kişi olarak ismim anons edildi. Jüri’nin karşısına sunum için çıkmak bu kadar heyecan verici bir durumken, onca insanın önünde Süreyya Ciliv’in elinden ödül almanın yaşattığı duyguyu hiç anlatmaya çalışmayacağım. Tarifi zor. Ama işin keyifli kısmı asıl bundan sonra başladı 🙂

Sabah telefonumun sesiyle uyandım. Haber tüm gazetelerde ve tv’de oldukça geniş yer bulmuş. (Bkz. Google Index) Tüm akrabalarım, arkadaşlarım tebrik için aradı. Gerçekten çok mutluluk vericiydi.

Bu tarz yarışmalar genellikle saman alevi gibidir. Bir an yanar söner. Ama GSEA/EO’da durum bundan oldukça farklı. Dediğim gibi asıl hikaye bundan sonra başladı.

Sırada Türkiye’yi Amerika’da temsil etme kısmı vardı. Amerika tecrübesi tek kelimeyle müthişti. New york’taki organizasyon Manhattan’da Mariott Downtown – Trump Soho – New York Stock Exchange (New York Borsası)’de gerçekleşti. New York Borsasına girmiş olmak bile başlı başına bir tecrübe 🙂

New York’taki organizasyona katılım tek kelime ile muazzamdı. Tüm dünya ülkelerinin finalistleri ile 6 gün geçirdik. Dünya üzerindeki neredeyse tüm ülkelerden bir arkadaş sahibi oldum. Buna ilave olarak iş dünyasından organizasyona katılan kadro müthişti. Dev dünya şirketlerinin CEO’ları ve kurucularıyla böylesine samimi bir ortamda bir arada olmak harikaydı. Bir örnek vermek gerekirse; bir akşam Trump Soho’ya gittiğim transfer aracında yanyana oturup 1 saat kadar sohbet ettiğim kişinin Hosting/Cloud/CDN/Datacenter çözümlerinde dünya lideri Rackspace‘in kurucularından Graham Weston olduğunu odama dönünce farkettim. Graham Weston gibi onlarca profesyonel tüm organizasyon süresi boyunca oldukça samimi bir ortamda bizlerle birlikteydi.

Newyork’ta geçirdiğim harika 6 günün sonunda bittiğini düşünerek Türkiye’ye dönerken biraz içim burkuldu açıkçası. Ama sonradan anladım ki devam ediyor. EO’dan bir çok insanla, orada tanıştığımız bir çok CEO, girişimci ve organizasyon ekibiyle irtibatım hala sürüyor. Birbirimize danıştığımız konuların yanı sıra, Türkiye ziyaretlerinde bir araya gelme şansımız oluyor. Önümüzdeki günlerde planladığım Amerika seyahatinde de ilk kontağa geçtiğim isimler yine EO network’ünden tanıştığım kişiler oldu.

Bu sene de final gecesinde orada olacağım. EO kazananları her sene geleneksel olarak organizasyona davet ediliyor. Artık siz EO ailesinin bir üyesisiniz. Ve bu organizasyonun bir parçası olmak inanın fazlasıyla keyif verici.

Başvuru süresinin bitmesine günler kala tüm girişimci arkadaşlara bir hatırlatma yapmak istedim. Umarım kazanan da siz olursunuz 🙂

Final gecesinde görüşmek üzere…

Categories: Genel.

Comment Feed

No Responses (yet)



Some HTML is OK

or, reply to this post via trackback.