Skip to content

Bir Yazı Daha Geride Bırakıyoruz

Evet bir yazı daha bitirmek üzereyiz. Aslında tam da ortasında olduğumuzu düşündüğüm sırada bugün bardaktan boşanırcasına yağan yağmur takvimi kontrol etmeme sebep oldu. Ve görünüşe göre resmi yaz mevsimi döneminin bitmesine sadece 18 gün kalmış. Elbette eylül ve ekim ayında da yazdan kalma günler yaşayacağız ancak dediğim gibi resmi olarak yazın sonuna yavaş yavaş geliyoruz 🙂

Uzun süredir tatil yapmaya fırsat bulamadığımdan bu yaz benim için farklı oldu diyebilirim. 5 günlük bir tatil yapma fırsatı yakaladım. Oldukça keyifli olduğunu söyleyebilirim. Ziyaret ettiğimiz yer son dönemlerin gözde tatil mekanlarından birisi olmadığı için dinlendiğimi de söyleyebilirim. Bu yaz Kaş’taydık.

Kaş’a ilk kez gitme fırsatım oldu, daha önce gidememiş olmamın büyük bir kayıp olduğunu anlamak ise fazla sürmedi. Çeşme, Bodrum gibi gözde tatil merkezlerindeki kasıntı ortamlardan oldukça uzak, gittiğiniz her yerde kendinizi oldukça rahat hissedebileceğiniz harika bir yer. Kısacası tam istediğim gibi bir yerdi.

Sanırım eğlence anlayışım son dönemin popüler kültürü ile pek örtüşmüyor. Eğlencenin veya tatilin görgüsüzlükle tanımlandığı ortamlardan pek haz etmiyorum. İnsanların yıl boyu biriktirdikleri parayla ait olmadığı ortamlarda, olduğundan farklı rol modelleri canlandırarak eğleniyormuş gibi gözükmelerini gerçekten üzülerek izliyorum.

Kaş’ta geçirdiğim ilk gece etrafı izlerken aklıma direk “Kaybedenler Kulübü” isimli film geldi. İşlerden çok bunaldığım zamanlarda açıp izlediğim filmdir. Heralde şimdiye kadar 8-10 kere izlemişimdir. Filmdeki zihniyet Kaş’ın tüm sokaklarında canlı canlı geziyordu. Hala bu şekilde salaş, rahat, keyifli bir tatil yöresinin hayatta kalabilmiş olmasına şaşırdım. Mekan değil, komple Kaş’ın kendisi bu şekilde. Sokaklarda yıllardır görmediğim bir çok arkadaşımla karşılaştım. İnsanların mekanlarda değil, sokaklarda olması bile sanırım Kaş’ın farklı bir yer olması için yeterli.

Son zamanların trend tatil merkezlerindeki ciks mekanlarda sabah 10’dan itibaren insanların omuz omuza güneşin altında dizilerek dans etmesi inanın benim tatil anlayışımdan çok uzak. Beach’ler iyidir, ancak yanında ne zaman “Club” kelimesi eklendi, işte o zaman benim radarımdan çıktı. Bu tarz mekanlardaki saçma sapan fiyatların normal olarak algılanması ise ortamın samimiyetsizliğini sanırım yeterince ortaya koyuyor. Geçen yaz geçirdiğim 3 günlük Alaçatı tatilini bu sebeple tatilden saymıyorum. Ortamlar kendi gibi davranmayan insanlarla kaynıyordu. Sanırım bu tarz sosyal ortamların analizini en iyi Uykusuz dergisi yazar/çizer’lerinden Fırat Budacı yapıyor. O yüzden uzun uzun tasvir etmeyeceğim.

Kaş’ta neler yaptık sorusuna gelince; discovery daldış yaptık, tesadüfen orda olan marina’daki arkadaşımızın teknesiyle tüm koyları hem gece hem gündüz ziyaret ettik, karadan ulaşım olmayan limanağzındaki Ali Kaptan’ın ev lokantasında balık yedik ve en güzeli; arkadaşlarla uzun uzun sohbet ettik.

Kısacası bu yaz Kaş’tan oldukça keyif aldık. Yukarıda tarif ettiğim gibi tatilden keyif alanlara şiddetle öneriyorum.
Bu arada; sakin tatillerden keyif almaya başlamış olmam yaşlandığıma işaret ediyor olabilir 🙂

Herneyse, şimdi İstanbul’un hızlı akan hayatına geri dönme vakti…
İyi eğlenceler.

Categories: Genel.

Comment Feed

No Responses (yet)



Some HTML is OK

or, reply to this post via trackback.