Skip to content

Sen hiç deve güreşi seyrettin mi?

Sabahtan beri bir yazı sosyal medyada önüme düşüyor. Başlığından her zamanki bir konu olduğunu anlıyorum ve okumama konusunda direniyorum. Ancak tam yatacak iken bağlantıya tıklıyorum ve sonuna kadar okuyorum. Konu bayat, yazanlar vasat… Haftada bir tekrar edilen, anlatan takdir edilen, tekerlemeyi okuyor yine birisi; “Bu millet, kültür sanattan uzak yaşıyor!”

“İyiliğinizi istiyorum” der gibi, “yahu neden böyle yapıyorsunuz” şirinliğinde, 3-5 rakamla alakasızca ilişkilendirilmiş, yine bıyık altından toplumu aşağılama metni.

Saat 02:03 itibari ile yatağımdan kalkıyorum ve bu yazıyı yazmaya başlıyorum.

Buyrun okuyun, sonra devam edelim: http://hafifmuzik.org/festival/hayatinda-hic-konsere-gitmemis-se/

Öncelikle peşinen söyleyeyim, yazdıklarımın anlaşılmasını beklemediğim gibi, karşı düşüncedekileri ikna etmek gibi bir kaygı içerisinde de değilim…

Continued…

Categories: Genel.

All you need is…

Kahramanımızın henüz hayatta 1 tane bile icraatı yok, ama lafa gelince akarsular gibi, seller gibi akıyor. Karşınızda adeta bir Cem Boyner, Ahmet Nazif Zorlu, Mustafa Koç oturuyor.
Laf arasında zincir market kuruyor, satıyor. 5 dakika kadar öncesinde petrol işinin karlı olduğundan, lojistik sektöründeki açıktan bahsetmiş olmasına rağmen zincir market satışı ile başarıyı buluyor.

Kahveyi beklerken uçak yakıtını filan hesaplıyor, geçenlerde facebookta uçakların 1 saatte 5 TL yakıt tükettiğini okumuştu, bu finansal bilgiler çerçevesinde garson gelene kadar havayolu şirketini kurdu, kuracak. Leasing kelimesini bol bol kullanıyor. Havayolu şirketini tabi ki yatta viskisini yudumlarken kurduğunu hayal ediyor.  Zincir marketi işletirken almıştı yatı. Halbuki o sırada kahve yudumluyor. Hesap geliyor, kredi kartından ödemesini yapıyor. Garsona bahşiş bırakmıyor çünkü çok akıllı, işini biliyor, zenginler hep hesabını iyi yapar zaten diye düşünüyor, bu düşüncesi ile zengin iş adamları dünyasına pek de yakıştıramadığı hareketini anlamlandırıyor ve hayalindeki zenginler dünyasından kopmuyor. 

Zaten, o başarılı olmak için doğmuş, sadece babası zengin olmadığı için biraz şanssız. Bu farkı da pırıltılı zekası ile aşacak.

İşyerine gidiyor çünkü öğle arası bitmek üzere. Bilgisayarını açarken patronunun iş bilmediğini, küçük düşündüğünü, her gün olduğu gibi tekrar düşünüyor. Zaten şu zincir market işini kurup, iş para kazanmaya başlayınca bu lanet işten de ayrılacak…

İşe başlamadan önce biraz facebook’ta vakit geçiriyor. Bu işyerinde geçirdiği her dakika onun için bir kayıp, bu küçük işlere daha fazla vakit harcamak istemiyor. Patronu bu zihniyetle ancak bir bakkal kurabilir, ama onunki zincir market. Aldığı eğitim ve üzerindeki pahalı takım elbise bakkalda peynir kesip tartmaktan  çok uzak. Bu donanımları göz önünde bulundurduğunda ancak Migros, Carrefour, Macrocenter kalitesindeki fotoğraf karelerine yerleştirebiliyor kendini. Bir an BİM geliyor aklına, olacak iş değil, kendine kızıyor…

Aradan günler geçiyor. Zincir market fikrini gizli tutması gerektiğini düşünüyor. Ama nedense bir şekilde her iş çıkışı, kendine benzeyen arkadaşlarıyla buluşup birasını yudumlarken, planlarını kusursuz başarılı haliyle arkadaşlarına anlatırken buluyor kendisini. Başarılı olmanın hazzını bedavadan yaşamayı çok seviyor, nefsine yenik düşüyor her seferinde…

Hatta bu sefer alkolü biraz fazla kaçırdı ve havayolu işini araplara satmak üzere. Bu muazzam başarı hikayesi ertesi gün işe geç kalmasına sebep olacak.

Havayolunun satış fiyatı yanında zerre kadar kalacak bu gecikme patronunun kendisiyle heyecan eksikliği temalı bir konuşma yapmasına sebep oluyor. Patron satış fiyatını duysa aklı almayacak, bu adamın aklının almayacağı işler bunlar, bu adam tam bir zaman kaybı! Plazalı reklam filmlerinden kopmuş prezentabl duruşu ile işle ilgili duyduğu heycanda eksilme olmadığını iddia ediyor. Çünkü şu an işten ayrılmak için doğru zaman değil. Masasına geçip hurriyet.com.tr’den dolar kuruna bakıyor. Yine artmış, zincir market işi için ortam şu an gerçekten riskli. O yüzden biraz facebook’ta takılıyor…

Continued…

Categories: Genel.

Kirliliğin farkında mısın?

220px-Albert_Einstein_violinKüresel olarak farklı bir dönemden geçiyoruz. Hiçbir genelleme doğru değil. Hiç bir kesim azınlık değil. Farklılıkların çeşitlendiği, bilginin kirlendiği, doğrunun yanlışın olmadığı tam bir kaos, tam bir keşkemeş.

Şu dönemde bile ortaya çıkıp, bir şeylerin doğrusu bu, yanlışı bu diyenleri aklım almıyor. Bu insanlar günü okumayamamış, kitaptan ezbere anlatıyormuş gibi geliyor.

Doğru ile yanlış arasındaki çizginin iyice inceldiği, hiç bir şeyin yanlış olmadığı, hiç bir şeyin doğru olmadığı bir dönemdeyiz. “Mass” kelimesinin anlamını hayatın her köşesinde hissediyoruz, görüyoruz.

İşte tam da bu dönemde sağa sola kulak asmayıp bildiğini okuma zamanı. İçinde bulunduğumuz dönemin hiç bir bilirkişisi, doğrusu, yanlışı yok.

Dolayısı ile kimseyi dinlemeyin, kitap okumayın, etkinliklere gidip akademik dinozorları dinlemeyin, rol modellerinizi aklınızdan silin. Başkalarının ezberleri ve dar zihinlerinin ışığında doğruyu aramak ile vakit kaybetmek yerine, doğru bildiğiniz şeyin peşinde tüm zamanların tek doğru yöntemi ile devam edin; Denemeye devam etmek…

So keep trying…

Albert Einstein’ın dediği gibi: “You never fail until you stop trying…”

 

 

 

Categories: Genel.

Ekibinizi Büyütürken Ringelmann Etkisine Dikkat!

Sayfadan sayfaya gezerken kendimi yapılmış ilginç bilimsel araştırmaların anlatıldığı bir sayfada buldum. Oldukça ilginç araştırmalar arasında bir tanesi vardı ki, iş dünyasını da yakından ilgilendirdiğini düşünüyorum 🙂
Ringelmann etkisi olarak anılan bu durumun iş dünyasında da birebir varolduğunu söylemek sanırım gayet doğru. İşte yapılan test ve sonuçları.
Metni olduğu gibi aktarıyorum:

Fransız agronomist Max Ringelmann 1883 yılında Grandjouan Tarım Kolejinde gruplar halinde bir deneme yaptı.

1883’de gerçekleştirilen ip çekme deneyi ilginç bir sonuç verecekti: İpi çekenler ne kadar çoğalırsa, her bir çekenin sarfettiği kuvvet de azalıyor ve 8 kişide yüzde 50’ye düşüyordu!

Çok uzun bir süre öncesinden biliniyorduysa da, tez, bilimsel olarak ilk kez Fransız Agronom Max Ringelmann tarafından kanıtlanmıştı: İnsan tembel. Özellikle de fark edilmediğini sandığı zaman. Ringelmann’ın şık deneyi, yirmi öğrenciye tek başlarına ve gruplar halinde beş metre uzunlukta bir ipi çekmelerini isterken ipin diğer ucuna bir dinamometre (kuvvetölçer) yerleştirmesine dayanır.

Bu alet deneklerin harcadıkları kuvveti gösteriyordu. İpin ucundan iki kişi çektiğinde iki deneğin harcadıkları ortalama kuvvet, tek başlarına harcadıklarının % 93’üne eşitti.

Üç kişide bu oran % 85’e, dört kişide % 77’ye düşüyordu. Ve tembellik halkası bu şekilde, sekiz kişilik grupta herkes kendi kapasitesinin sadece yarısı kadar kuvvet harcayana dek devam ediyordu. Psikologlar bu etkiyi bugün Ringelmann etkisi olarak adlandırırlar.

Categories: Genel.

2013 Alametleri…

2013 zor bir sene olacağa benziyor. Herkes 2013 yılı hakkında bu konuda hemfikir. Ben de böyle düşünüyorum. Ancak öte yandan 2012’ye kıyasla pek de zor geçeceğini düşünmüyorum.

Genel anlamda ekonomide bir resesyon yaşanmazsa 2012’den daha güzel bile geçebilir. 2012’deki saçma rekabet ortamı 2013 yılında bence giderek azalacak.

Bence her işletmenin, her iş modelinin herşeyden önce “sürdürülebilirlik” konusunu dikkatlice ele alması gerekiyor. 2012 yılı sektörün, sürdürülebilirliğin ölçeklenebilirlikten daha önemli olduğunu idrak ettiği sene oldu.

Herkes kendine çeki düzen vermeye başladı. Yıl boyunca da bu çeki düzen verme durumu devam edecektir. Ve tahminimce 2012 yılı gibi bir yılı online dünyada bir daha yaşamayacağız. Continued…

Categories: Genel.

Sosyal Medya Uzmanı…

Başlangıç notu: Gerçek sosyal medya uzmanlarını bu yazının tamamından tenzih ediyorum 🙂

Sosyal medya kelimesinden soğumama sebep olan bir detay var ki, ne zamandır yazmak istiyorum. Hazır gecenin bir vakti uykum kaçmış hemen yazıya dökeyim dedim durumu. (O redbull’u içmeyecektim.)

Çevresini gözlemlemeyi seven bir insanımdır. Bol bol tespit yaparım, insan yaftalarım. Sosyal medya online dünyada var olmadan önce, gerçek sosyal ortamlarda sağ masamdaki çifti dinlediğim, kendi halindeki bir adamı saatlerce izlediğim çok olmuştur. Özellikle kalabalık ortamlardaki davranış eğilimlerini gözlemlemeyi çok severim.

Online sosyal dünyada hala bu tadı bulamadığımı, dolayısı ile pek de keyif aldığımı söyleyemem. Neyse, konumuza dönüyorum…

Bilgisayar başında vakit geçirmenin eziklik olduğu dönemlerden bu yana bilişim dünyasının içerisindeyim. Milletin cıvıl cıvıl gezdiği, gençliğini yaşadığı, kafe kafe dolaştığı yıllarda ekran başında sürmenaj olmaktan büyük keyif alan çok küçük azınlığın içerisindeydim. O zamanlar prim yapmıyordu bilgisayar konuları. Bir ortamda 2 cümleden fazla bilgisayar muhabbeti çevirmek soğuturdu ortamı. Sizin gibi 2-3 nörd adamı bulabilirseniz çevrenizde şanslıydınız… Continued…

Categories: Genel.

GSEA – Üniversiteli Girişimci Yarışmasına Günler Kala

Geçen sene benim de katılıp New York’ta Türkiye’yi temsil etme şansı yakaladığım üniversiteli girişimci yarışmasının başvuruları başlamış. Hatta 30 eylül son başvuru tarihi. Hem buradan ilgili arkadaşlara yarışma hakkında bilgilendirme yapmış olayım, hem de geçen sene yaşadığım tecrübeyi  paylaşayım istedim.

Herşeyden önce henüz başvurunuzu yapmadıysanız şiddetle hemen yapmanızı tavsiye ediyorum. Yarışmaya katılma koşulları oldukça net. Aslında 2 ana kural var üniversiteli ve girişimci olmalısınız.

Yarışmaya başvurmak için buradaki formu dolduruyorsunuz. Daha sonrasında başvurunuzun organizasyon ekibine ulaştığına dair bir e-posta alıyorsunuz. Ardından ekip sizden kısa özgeçmiş ve girişimcilik hikayenizi talep edecek. Hepsi bu kadar.

Gelelim bu yarışmanın katılımcılara sağladıklarına. Geçen sene yaşadığım tecrübeyi birinci ağızdan paylaşayım. Continued…

Categories: Genel.

Nakit dışında katabileceklerimiz de var!

Başlıkta bir yatırımcı klişesi okudunuz.

Yatırımcı görüşmesinde bu cümleyi duymadıysanız, yatırımcı sizinle gerçek anlamda ilgilenmemiştir. Duyduysanız yatırımcının ciddiyetini kısmen anlayabiliriz. Ancak ne derece ciddi olduğu ilerleyen süreçte ortaya çıkacaktır. Yatırımcının en klişe pazarlık argümanıdır bu cümle. Genellikle şöyle telaffuz edilir; “Nakit dışında bu işe koyacağımız know-how’ı da dikkate alman gerek.”

Bu cümleyi o kadar alakasız insanlardan duyabilirsiniz ki, şaşkınlığınızı gizlemek bazen gerçekten çok zor olabilir. İngilizce konuştuğunuz yabancı bir yatırımcı veya cümlelerinin %90’ı ingilizce olan bir Türk yatırımcıdan bu cümleyi duymak komiktir. Türkiye pazarı ile ilgili bir yabancının sizden daha fazla know-how sahibi olması söz konusu değildir. Bkz; Rocket Internet.

Türkiye’deki kullanıcı eğilimleri/yaklaşımları, ticaretin dengeleri yurtdışı ile çok farklılık gösteriyor. Dolayısı ile herşeyden önce bu söylemi telaffuz eden kişinin Türkiye’de gerçekten başarılı bir proje çıkarmış olması önemli. Türkiye pazarında herhangi bir projeyi sıfırdan ortaya koymamış bir yatırımcının bu cümleyi size karşı kullanması durumunda hafifçe tebessüm ederek “Kesinlikle, bizim için önemli olan da bu kısım zaten” diyerek ortamdan uzaklaşabilirsiniz. İnanın birşey kaybetmediniz. Continued…

Categories: Genel.

Türkiye IT Sektöründeki İşgücü Sorunu

Yine son zamanların oldukça ilgi çekmiş konularından birisi ile ilgili blog yazmaya karar verdim. Okuduklarımız sıcak gündemle ilgili olunca, yazdıklarımız da öyle oluyor sanırım. Ayrıca bu konuyla ilgili sanırım söyleyebilecek birçok sözüm var. Bu yazıyı yazarken hem çalışan tarafında, hem işveren tarafında olumsuz algı oluşturacak herhangi bir söyleme girmemeye azami özen göstereceğim. Bu sebeple kelimelerimi olabildiğince özenli seçmeye çalışacağım. Dolayısı ile eğer alındığınız bir cümle/kelime olursa sizden ricam, iyiye yorun. Her iki tarafın da sıkıntılarını çok yakından gördüğümü/bildiğimi düşünüyorum.

Bu konuya her iki taraftan da gayet iyi bakabilecek bir örnek olduğumu düşünüyorum.

Kısaca kendimi tanıtayım; Ben Mustafa Acet. 1996 yılından beri bilgisayar ve internet teknolojileri ile ilgileniyorum. 97’de HTML ile başlayan web teknolojileri serüvenim 2002 yılında PHP’nin eşliği ile devam etti. O zamandan bu yana 10’larca farklı projeye dahil olmam/geliştirmem sebebi ile PHP/Mysql konularında uzmanlaştığımı söyleyebilirim.

2003 yılında freelance web siteleri tasarlamaya başladım. Sonrasında 2004 yılında ilk girişimim olan MNBSoft’u kurdum. Firmanın ismini sonrasında Circus Interactive olarak değiştirdim. Firma kurdum diyince lütfen bir çok çalışanın bulunduğu bir ofis hayal etmeyin. Freelance dönemden tek farkı fatura kesebiliyor olmamdı.

Bugüne kadar İndirdik.com dahil olmak üzere Circus Interactive’in geliştirdiği tüm projelerin yazılım geliştirme süreçlerinde bifiil bulundum, kod yazdım.

Gelelim konumuza; Türkiye IT sektöründeki işgücü sorununa, yani dananın kuyruğunun koptuğu noktaya. Durum nedir, sorun nedir anlamaya çalışalım. Continued…

Categories: Genel.

Rocket Internet ve Türkiye Vakası

Son günlerde ortalığı kasıp kavuran, hepimizin bildiği bir gelişme oldu. Rocket Internet Türkiye’den çıktı. Tüm projelerini kapatma kararı aldı. 7’den 70’e herkes bu konuyu yorumladı. Yaz aylarınının durağanlığına Ramazanın da destek çıktığı bu sakin dönemde tam anlamıyla ortalığı hereketlendirdi.

Herkes bu haberin Türkiye için olumlu mu, olumsuz mu olacağını yorumladı. Felaket tellalları iş başı yaptı, bazıları ise fazla ciddiye almadı. Ben ise elimden geldiğince yorum katmadan Rocket Internet’in Türkiye’ye girişini ve çıkışını kendi gözümden anlatmak istiyorum.

Rocket Internet’in Türkiye’ye girişini ilk kez bizim sektörle pek de alakası olmayan bir arkadaştan duydum. Heycanlı bir şekilde “Rocket Internet Türkiye’ye geliyormuş, ortalık fena karışacak” gibi bir cümle etti. “Neden?” diye sordum. Rocket Internet’in pazara giriş şeklini, firmanın sergilediği agresif tutumları kulaktan dolma olduğu belli olan söylemlerle anlattı. “Enteresanmış” dedim. Daha sonrasında Teknoloji/Web bloglarında Rocket Internet’in yeni girişim haberlerine rastlamaya başladım. İtiraf edeyim daha öncesinde firmayı duymamıştım. Firmanın hakkında da kısaca bir araştırma yaptım, şehir efsanesi tadında bir kaç hikaye okudum ancak derinlemesine araştırmadım. İşime yaramayacak konulara vakit ayırma konusunda ne kadar bencil olduğumu tahmin bile edemezsiniz 🙂 Continued…

Categories: Genel.